Eski Arjantinli futbolcu Fernando Caceres bu ay başında arabasında silahlı saldırıya uğramıştı ve hala komada. Arjantinli oyuncular İspanya maçı öncesinde Güçlü ol Kara! diye çevrilebiilecek bir mesajla Cacares'i yaşam savaşında yalnız bırakmamışlar.
20091115
Fuerza Negro..
20091114
Enke’yi ölüme götüren nedenler tartışılıyor..
Robert Enke için düzenlenen törende yapılan açıklamalar, futbolcunun rahatsızlığını kimsenin fark edemediğini ortaya koydu. Futbol dünyasının önde gelen isimleri, Enke’yi ölüme götüren nedenleri tartışıyor
Alman milli takımının kalecisi Robert Enke’nin intiharının Almanya’da yarattığı şok devam ediyor. Futbolcunun yakınları, birlikte çalıştığı kişiler ve futbol dünyasının önde gelen isimleri, Enke’yi ölüme götüren nedenleri tartışıyor. Robert Enke için Hannover'de düzenlenen törene katılanlar duygu ve düşüncelerini dile getirdi.
Robert Enke’nin intiharının ardında büyük bir dram yatıyor. 32 yaşında intihar eden milli kaleci, iki yaşındaki kızını kalp yetmezliği nedeniyle kaybettikten sonra bir kız çocuğunu evlat edinmişti. Robert Enke'nin uzun süredir kronik depresyon hastası olduğu ancak evlat edindiği 8 aylık Leila'yı kaybetmemek için hastalığını gizlemeye çalıştığı ortaya çıktı.
Hannover’deki anma töreninde bir konuşma yapan Alman Protestan Kilisesi'nin lideri Margot Käßmann, kanayan bir yaraya parmak bastı:
"Toplumumuz bunu zaaf olarak gördüğü için ve evlat edinme isteğinin tehlikeye girebileceği endişesiyle depresyon ve hastalık hakkında konuşmaya cesaret edememek ne kadar üzücü. Acı, zayıflık ve hastalığın, hayatımızın bir parçası olduğu gerçeğini açıklığa kavuşturmalıyız. Bu duruma düşen insanları hor görmemeliyiz.“
Deisler de depresyon geçirmişti
Sebastian Deisler örneğine bakınca, bu aldırmazlığın profesyonel Alman futbolunun bir parçası olduğu görülüyor. Bayern Münih takımının eski oyuncusu Deisler de ağır bir depresyon geçirmişti. Yaşadığı aksilikler ve baskı futbolcunun direncini kırmıştı. Deisler hissettiklerini şöyle dile getiriyordu:
"Bunu tarif etmeye çalışabilirsiniz. Ancak çok zor. Hiç kolay değil. İnsanın hiçbir şey yapacak keyfi kalmıyor. Bu oldukça kötü bir durum.“
Deisler, daha 27 yaşındayken kariyerine son verdi. Bulvar gazeteleri genç oyuncuyu, ”Psikopat Deisler“ olarak adlandırıyordu. Rakip takımların taraftarları ve kendi futbolcu arkadaşları tarafından alaya alınıyordu. Futbolcunun biyografisini yazan Michael Rosentritt, Deisler'in çok aşağılandığını söylüyor:
"O, yapamayacağı şeyler için yuhalandığında, tahkir edildiğinde, yüzüne tükürüldüğünde ve tehdit edildiğinde bunu hep hissetti“
Arkadaşları fark edemedi
Yaşananlar, Robert Enke’nin depresyonunu yıllarca gizlemesinin gayet anlaşılır bir durum olduğunu gösteriyor. Alman Milli Takım menejeri Oliver Bierhoff, Enke’nin yaşadıklarının milli takım arkadaşları tarafından fark edilmediği görüşünde:
"Gerçekten kimsenin Robert Enke’nin depresyon geçirdiğini farkedecek bir nedeni olmamıştı."
Psikolog talebi
Homoseksüellik gibi depresyon da Alman futbolunun tabuları arasında yer alıyor. Alman birinci futbol ligi takımlarından Werder Bremen’in antrenörü Thomas Schaaf da bu gerçeğin farkında:
"Her zaman yetenek, inanç, azim ve enerjinin yer aldığı varsayılan bir dünyada hareket ediyoruz. Dolayısıyla zayıflığa tahammül gösterilmiyor. Bunu idrak edince doğal olarak ortaya bazı sorular çıkıyor.“
Profesyonel Futbolcular Birliği profesyonel futbolcularla psikolojik açıdan da ilgilenilmesini istiyor. Bayern Münih ve VfL Bochum gibi bazı birinci lig takımları kulüp doktorunun yanı sıra psikolog da çalıştırıyor.
Deutsche Welle Türkçe
Aslolan Demirören'in gitmesidir..
Beşiktaş’ta Serdar Bilgili’nin ilk iki döneminde yönetim kurulu üyeliği yapan İbrahim Altınsay’la Beşiktaş’ı ve kulübün yaklaşan kongresini konuştuk. Altınsay, özellikle taraftarın çok sevdiği ve belki de camiaya liderlik etmesini en çok istediği isim. Altınsay, Beşiktaş’ın yanı sıra futbolda ırkçılığa ve erkek egemen yapıya ilişkin olarak da görüşlerini gazetemize açıkladı. Beşiktaşlılar başta olmak üzere tüm futbolseverlerin bu söyleşiyi dikkatle okuyacağını düşünüyoruz.
»Ocak ayındaki Beşiktaş kongresi yaklaşıyor. Taraftar Yıldırım Demirören’e tepkili. Sizin bu dönemde desteklediğiniz bir aday var mı? Murat Aksu’nun adaylığına nasıl bakıyorsunuz? Ekibindeki ilk isim, cumhurbaşkanlığı döneminde Kenan Evren’in de danışmanlığını yapmış olan Ali Baransel oldu...
Kişilerden önce duruma bakmak lazım. Beşiktaş son 5 yılda Yıldırım Demirören yönetimi altında tam bir müflis politika izledi. Hem maddi açıdan hem manevi açıdan tüm değerleri yıprandı ve erozyona uğradı. Son maçlarda da görüldüğü gibi artık taraftarda da sabır kalmadı. Aklı başında taraftar yavaş yavaş kendini tribünden çekiyor. Tribünler yönetimlerin bir şekilde besleyerek manipüle ettiği insanların eline geçti. Tabii son maçta olan olayları bu manipüle edilen insanlara bağlamamak gerekiyor. “Küfür ediliyor, küfür kötü” diye protestoların üzerini kapatmamak lazım. Küfürsüz sloganlarla yönetim uyarıldı. Bütün tribünler buna katıldı. Yeni açık da protesto ediyorsa bu iş bitmiştir. Çünkü Yeni Açık karşılık beklemeyen, yönetim oyunlarına alet olmayan taraftarın tribünü.Beşiktaş makamları saygı görmesi gereken makamlarsa önce orada oturanlar o makamlara saygı gösterecek. Beşiktaş Başkanı’na küfür edilmezse Beşiktaş Başkanı da küfür etmeyecek. Tribün olgun bile davranıyor. Bütün bunlar bu müflis yönetime bir mesaj. Fenerbahçe Başkanı Beşiktaş maçına gelmemişken Beşiktaş başkanının Fenerbahçe maçına gitmesini Beşiktaş değerlerinin alçaltılması olarak görüyor ve bununla ilgili mesaj gönderiyorlar. Yanlış anlaşılmasın; ben Beşiktaş taraftarı olarak Galatasaray ve Fenerbahçe maçlarına gidiyorum ama taraftar olarak. Fakat Beşiktaş Başkanı’ndan bahsediyoruz, kendisini biraz sınırlaması gerekiyor. Ha tabii Aziz Yıldırım Beşiktaş maçına gelirse Yıldırım Demirören de Fenerbahçe maçına gitsin. Hatta bütün kulüp başkanları birbirlerinin maçlarına gitsin.Sonuç olarak bu kongre Beşiktaş için tarihi bir fırsat. Bu yönetim anlayışından Beşiktaş’ın tamamen kurtulması gerekiyor. Bu en önemli gerekliliktir. Beşiktaş taraftarı da bunun farkında ve inanılmaz bir şekilde aidatlarını yatırıp seçmen olarak bu kongrede yer almak istiyor. Yaklaşık 8-9 bin katılımlı bir seçim olacak gibi. Böyle bir katılım Beşiktaş için çok önemli. Beşiktaş taraftarı kulübüne sahip çıkıyor. Kongrede yönetimin değil Beşiktaşlının borusu ötecek. Türkiye’nin en büyük katılımlı kongresi olması bekleniyor. Kongre, Yıldırım Demirören anlayışından kurtulmak ve takımı düze çıkarmak için önemli bir fırsat. Takım nasıl düze çıkar? Kararlı bir programla, sırt sırta vermiş, iyi kenetlenmiş bir yönetim kurulu ve çok çalışmayla…
»Yeni seçilecek yönetim bunu yapabilir mi sizce? Murat Aksu’nun Yıldırım Demirören’le farkını ciddi şekilde ortaya koyması lazım. Sadece fark koyması yetmez, o dönemlerin hesabının sorulmasında aktif olarak başı çekmesi gerekiyor. Murat Aksu’nun babasından dolayı hükümetle de bağlantısı var. Bu girişiminin, başkasının çıkarı için değil sadece Beşiktaş’ın çıkarı için olduğuna Beşiktaşlıları ikna etmesi lazım. Benim anlayışıma göre bu yönetim, bu insanlar, Beşiktaş’ı içinde bulunduğu durumdan çıkarmalı, düze getirmeli ve güven veren bir yönetim kurulu oluşturulmalı. Sonuç olarak Beşiktaş’ta bir başkanlık sistemi var ama başkan da bu işleri tek başına yürütecek değil.
»Yeni yönetim kurulu için size bir teklif olursa bu teklifi nasıl değerlendirirsiniz? Bana teklif getirenlere aynı şeyi söylüyorum. Benim şartlarım çok maksimum şartlar. Ben ya başkan olurum ya da Beşiktaş için bir taraftar olarak elimden gelen desteği gösteririm. Komiteler de oluşturulsa katkıda bulunurum. Her şeyden önce kongrede Yıldırım Demirören yönetiminin gitmesi gerekiyor. Sonra da benim aktif olarak katılıp katılmayacağımı süreç belirleyecek.
»Demirören’in yeniden aday olmasını nasıl karşılıyorsunuz? Yıldırım Demirören iki kupa almışken tekrar seçime girmemeliydi. Onun en büyük beklentisi şampiyonluktu, maksimum program buydu ve bundan sonra tekrar seçime girmemeliydi. 5 senedir gelen bu anlayışı Beşiktaş bir 3 yıl daha sürdüremez.
»Yıldırım Demirören kulübü kendisine borçlandırdı, böyle bir durum var. Demirören, seçimlerde bu durumu, gelecek yönetime karşı kullanır mı? 50-60 milyon dolar alacağı var nihayetinde...Kullanacak muhakkak. Çünkü bu borç yeni yönetimin kucağında değil tepesinde Demirören’in kılıcı gibi duracak. Türkiye’de futbol gelirleri ve bilançoları şeffaf olsaydı, denetlenseydi, tüm kulüpler iflas etmişti. Ama Türkiye’de sistem kulüpleri borçlandırarak yürüyor. Sistem bundan besleniyor. Kulüplerin, kapılarında ihsan ve sadaka bekleyen kullar olması iktidarların işine geliyor.
»Galatasaray ve Fenerbahçe de kötü yönetilmiyor mu, sadece Beşiktaş mı kötü yönetiliyor? Fenerbahçe, büyüklük böbürlenmesini bir sistem, bir ideoloji haline getirdi. 300 milyon dolar bir bütçe açıklıyor, bakıyorsun geliri 100 milyon dolar bile değil. Balon bir forma satışı hikâyesiyle birilerini uyutuyorlar. Galatasaray da aynı şekilde kendi varlıklarına güvenerek “nasılsa devlet bize stat yapar, destek olur” gibi düşünerek devam ediyor. Ama en azından Galatasaray o açığı istikrarlı bir yerde tutuyor. Beşiktaş ise çalışan kesimin takımı ve gelirinden fazla harcamayan bir takım, sadece başarıya endeksli bir takım değil. Büyüklüğüyle övünen bir takım değil. Zaten bunları da yapmamalı. Yaparsa Galatasaray’dan ve Fenerbahçe’den farkı kalmaz. Bunların kötü bir kopyasına da kimse itibar etmez. Beşiktaş amatör kümede de oynasa benim için fark etmez. Ben yine gider Beşiktaş’ı izlerim.
»Yeni gelen yönetim Beşiktaş’ın o semt takımı duruşunu koruyabilir mi?Umarım korur. Ama öncelikle Beşiktaş’ın bu frensiz baş aşağı gidişini durduracak bir yönetim gerekiyor. Arabayı durdurduktan sonra ne yöne gideceği çok önemli ancak ikincil önemde bir şeydir. Artık bu arabanın durdurulması gerekiyor. Çünkü bu yönetim Beşiktaş’ta cinnet durumu yarattı.
»Yıldırım Demiören’in tribüne yönelik açıklamaları var, bir ara “tribünleri temizleyeceğim” dedi. Geçenlerde tribünlerde yaşanan olayları da memleket meselesi haline getirip, topluma mal etmeye çalıştı. Başkanın taraftarla arasındaki bu çatışma, yeniden seçilmesi durumunda nasıl şekillenir? Demirören, 2004’te kongreye giderken, “yönetim sizin, kapalı bizim” diyen bir grubun desteğiyle geldi. Ondan sonra da tribünlerde belli bir grubu manipüle ederek beslemeye başladı. Tabii bunu sadece Beşiktaş yapmıyor. Dolayısıyla kombineler yüzünden, başka işler yüzünden taraftar aristokrasisi oluştu. Profesyonel taraftarlar oluşturuldu. Bunların yanlarına da lümpen taraftarlar geldi. Bir yönetimin yapması gereken tribünlere karışmamaktır. Taraftar örgütleri olur, taraftar örgütlerinin başında aklı başında temsilcileri olur bunlar tribünlere yön verir. Demirören “tribünü temizleyeceğim” dedi ama tribünleri kullanmaya çalıştıktan, güvenemediği bir grubun üzerine fedailerini saldıktan sonra… Ve olan sade taraftara oldu. O taraftar sesini çıkardığında da üç beş kişinin küfrü bahane edilip adı küfürbaza çıkartılıyor.
»Fahiş düzeydeki bilet fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz? Fırsatçılık… Geçen sene Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarında yaptılar. Bir taraftan milyon dolarları saçıyorlar bir yandan da maçlara ekmeğinden artırarak gelen emekçi insanların sırtına biniyorlar. Faturayı emekçi taraftara kesiyorlar. Futbol yoksulların oyunudur. Dünyanın her yerinde bu böyledir. 50 bin 60 bin kişiyi statlara başka türlü koyamazsınız. Yönetimler kendi beceriksizlilerinin faturasını taraftara ödetiyorlar ve federasyon da buna hiçbir şey yapmıyor.
»Diyarbakırspor’un yaşadığı süreci ele alalım biraz da. Çetin Sümer, Gaziantep maçından sonra alelacele Galatasaray maçına çıkmayacaklarını söyledi. Bu bana Yıldırım Demirören’in PAF takımıyla çıkacağız demesini hatırlattı. Önce hakem hatalarını gündeme getirdiler. Sonra da ırkçı tezahüratlardan dolayı böyle bir açıklama yaptıklarını söylediler. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz; gerçekten burada Diyarbakırspor’a yönelik bir ırkçılık mı var, yoksa tribündeki genel şiddet psikolojisinin bir yansıması mıdır bu tezahüratlar? Rakibi kızdırmak için söylenen, altı çok da dolu olmayan sloganlar mı?
Tribünlerde hiçbir şey kendiliğinden oluşmuyor. Toplumda olan bir olay ya da toplumsal bir olgu tribünlere çok daha büyüyerek yeniden yansıyor. Genelde futbolun kitlesi genç, yeni iş sahibi olmuş ya da iş arayanlar ve öğrencilerden oluşuyor. Bu yönüyle futbol izleyicisi kolay harekete geçirilebilecek bir kitle.Futbol, hep birlikte yaşama ve yarışma kültürünün yeniden üretimidir. Ama bir yandan da bıçak sırtı gibi karşıdakini yok ederek kendine bir kimlik edinme arenasına da dönüşebiliyor. Fanatizm ve holiganizm buradan çıkıyor. Irkçılık da, milliyetçilik de başka kültürleri yok ederek kendine bir varlık sebebi yaratan ideolojilerdir. Karşı tarafın düşman ilan edilmesiyle ve onun varlığına üstünlük sağlayarak hayat bulan ideolojilerdir. Başkasının varlığıyla varlık bulurlar. O nedenle bir düşman yaratırlar. Son dönemde de onurlu bir barış ve demokratikleşme yönünden olumlu bir adım atılıyor. Kürtlerle birlikte modern bir toplum olarak etnik kimliklerimizi, sorunlarımızı geriye atarak çağdaş bir toplum olma yönünde önemli bir barış süreci yaşıyoruz. Ancak bu süreç çok sancılı geçiyor. Avrupa’da bu ırkçılığı daha net görüyoruz çünkü sürekli göçmen alan bir nüfusu var. 77 ayrı milletten insan bir ligde oynuyor. Ama onlar şunu biliyor; futbol toplumsal şiddetin, çatışmanın yeniden üretilebileceği bir alan değil ama olabilir. Onun için “ırkçılığı sahalardan şutlayalım” kampanyaları yapılıyor. Bursaspor- Diyarbakırspor maçında Kürtlere karşı örgütlü bir aşağılama ve saldırı vardı. Barış sürecinde iktidarları tehdit altına giren kesimler kuru sıkı“dağa çıkarız” diye salladılar, tribüne çıktılar. Kimse beni o olayın dışarıdan örgütlenmediğine inandıramaz. Ve o maçta sıradan taraftarları da kendilerine alet ettiler, orada bir linç ortamı yaratıldı. Bursaspor-Diyarbakırspor maçındaki gerginliğin altında bu yatıyor. Buna karşı Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı ve federasyon elindeki yetkiyi kullanabilirdi ve bu süreç tersine döndürülebilirdi. Irkçılığa karşı tedbir alınabilirdi ama onlar bunu tanımlamaktan bile kaçındı. Disiplin Talimatı’ndaki ırkçılığa ilişkin maddeyi işletmediler. Aynı anlamda ama farklı ceza getiren bir madde koydular. Şimdi aynı suçu iki kere tanımlayıp farklı cezalar veriyorlar. Hukukun bile temeli ayaklar altına alınıyor. Diyarbakırspor Başkanı samimiyetle, “biz Kürt bölgesinin takımıyız onun için bu bize planlı yapılıyor” derse sonuna kadar destek olurum. Bu tavırlarını sürdürürlerse vicdan sahibi insanlar giderek onların yanında yer alır. Mücadelesiz hiçbir şey değişmiyor. Bu gerekçeyle sahaya çıkmayacağız derse onu da tartışırım ama “hakem hata yaptı, sarı kart gösterdi” diyerek ağlak bir tavırla ortaya çıkarsanız daha tehlikeli bir şey ortaya çıkar. Birincisi bu konuda duyarsızlığın artmasına sebep olursunuz. Kendinizi haksız bir zemine kaydırırsınız. Çünkü hakem hataları her yerde var
»Kadınların futboldaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Tüm toplumsal dinamikleri futbolda görebiliyoruz. Futbol üzerinden inşa edilen bir erkeklik kimliği var. Aynı zamanda erkeklik üzerinden de futbol inşa ediliyor. Kadınlar futbolda kendi sosyal kimlikleriyle yok. Ancak erkeksi bir kimlik takındıklarında kendilerini futbol kültüründe var edebiliyorlar. Evet, futbol toplumdaki cinsiyetçiliği yeniden üretiyor... Aziz Yıldırım’a küfür ediliyor. Herkes Aziz Yıldırım’a küfür edildiği için karşı çıkıyor ama aslında Yıldırım’ın annesine küfür ediliyor. Orada küfür edilen kişi bir kadın. Ama futboldaki cinsiyetçi unsur sadece küfür üzerinden ilerlemiyor. Futboldaki tüm söylem kadının cinsel istismarına dayalıdır. Gol bile kadına tecavüz metaforlarıyla dile geliyor. Rakibe karşı hissettirilmek istenen üstünlük kadına hakaret üzerinden kendini gösteriyor. Toplumun, özellikle genç insanların, ve dolayısıyla tribünlerin kadınsızlıktan dolayı ciddi sorunları var, gol olduğu zaman en iğrenç küfürleri salladığında kendini cinsel olarak tatmin ediyor. Pornografik bir durumdur bu... Bütün futbol söylemi kadına tecavüz ve kadının aşağılanması üzerine kuruludur. Ve bu futbolda çok meşru bir zemin. Toplumda ayıp ve yasak olan şey tribünde meşru hale geliyor. Ve bu meşruiyet kadının taraftar kimliğinde de erkeksi tavırlar sergilemesine sebep oluyor. Çünkü o şekilde o alanda kabul görüyor. Geçen aylarda yaşadığımız bir eşcinsel hakem olayı vardı. Çok medyatik bir şekilde o adamı yok ettiler. Ama şunu söylüyorlardı, “yakışıklı bir futbolcu olursa farklı karar verir”. O zaman kadın futbolu da var. Demek ki kendi bilinçaltında kadın maçını yönetse güzel futbolculara başka amaçlarla bakacak. Ve bunu bir gariplik olarak görmüyor. Tribünde kadın sayısının artması gerekiyor ancak, erkeğe benzeyerek değil kadın kimliğini koruyarak artması gerekiyor. Onun için de taraftar inisiyatiflerinde kadın taraftarlar örgütlenip bu konuyu dile getirsinler, maça da gitsinler ama maçta bu tavırlarını sergilesinler, pankart açsınlar, bu konuya ilgili paneller yapsınlar. Başka türlü olmaz. Bunun tepeden atılan adımlarla gelişeceğine inanmıyorum.
Birgün/Serdar Sağlam
Etiketler: BEŞİKTAŞ, İBRAHİM ALTINSAY 0 yorum
20091112
20091109
20091015
Bir zamanlar savaşanlar ve yönetenler..
Honduras'ın devrik lideri Manuel Zelaya zar zor girdiği ülkesinde bir mahkum edasında yaşayadursun Honduras milli takımı Dünya Kupası'na girmeye hak kazandı. Bir zamanlar yine bir Dünya Kupası eleme maçı sonrasında El Salvador ile Honduras arasında nerdeyse savaş çıkacaktı. Bu sefer olay barışçıl bir şekilde noktalandı ve Honduras El Salvador'u eli boş gönderdi. Zelaya Brezilya'nın Honduras Büyükelçiliğine sığınmış durumda ve galibiyeti de taraftarlarının kestiği pastayı yiyerek kutluyor.
20091014
Tribünleri temizlemek..
Yıldırım Demirören hazretleri buyurmuş. Tribünleri temizleyeceğiz demiş. Bugün Türkiye-Ermenistan maçında sakıncasız taraftarlar topluluğu maçı izleyecek. Yani Bursa'da tribünler tertemiz.
20091013
Meşrebinize göre milli takım hocası bulunur..
Milliyetçi iseniz Bülent Uygun'u, muhafazakarsanız Ertuğrul Sağlam'ı ve Hakan Şükür'ü, beyaz Türk'lerdenseniz Mustafa Denizli'yi, Batıcı iseniz Lippi'yi, Hiddink'i, idealistseniz Abdullah Avcı'yı, siyasetçiyseniz Fatih Terim'i milli takımın başında görmek istersiniz.
Olmaz olmaz demeyin..
Ne olduysa, bence Başkan Sadri Şener’e takımın kötü gidişiyle ilgili düşüncesinin sorulmasıyla oldu. ’’Bunu bana değil hocaya sorun’’ diyerek bize çok tanıdık gelen, teknik ekibe ‘’artık sabrımız tükendi, aklınızı başınıza alın ve Galatasaray maçıyla gidişatı değiştirin yoksa günah benden gider’’ dedi. Aynı şeyi bütün Türkiye’yi Trabzonspor’u şampiyonluk potasına sokarak heyecanlandıran Ersun Yanal için de söylemiş ve iyi gidişatın ve Ersun Hoca'nın sonunu hazırlamıştı. Aynı şeyleri bu günlerde yaşıyor olmak ve bu Trabzonspor’dan bir şey olmaz klişe cümlesini yeniden hatırlamak Trabzonsporlular için şaşırtıcı olmadı.
Bundan sonra ne olur bilemem ama görünen o ki, 3 vakte kalmaz hocanın görevine son verebilmek ve onun yerine takımın ve şehrin siyasi yapısına uygun bir teknik adamı göreve getirmekle ilgili önce yerel basında sonra ülke basınında baş döndürücü gelişmeler yaşanır. İsimler ardı ardına zorla bize kabul ettirmeye çalışılıp nabız yoklanır... Belki bir Samet Aybaba olayı daha yaşanmaz ama Şenol Güneş’ten Lucescu’ya kadar bir dolu isim takımın başına gelir gider... Ama ben tam da Hrant Dink'in katillerini övmekle yargılanan İsmail Türüt ve Ozan Arif'in yargılandığı ve davanın karara kaldığı bu günlerde Trabzon yönetiminin plan üstüne plan yaptığını ve Sadri başkanın durduk yere ‘’Takımın kötü gidişatını bana değil hocaya sorun’’ demediğini düşünüyorum. Bu işin içinde sanki başka şeyler var gibi geldi bana. Hadi onlardan önce ben dillendireyim.
Takımın başına bu ülkeyi iyi bilen, kıt kaynaklarla kimsenin beklemediği başarıları bir Anadolu takımının başında yakalayan, kısa sürede sportif başarıları ile neredeyse tüm Türkiye’nin sempatisini kazanan-gerçi geçen yılın son dönemlerindeki açıklamalarıyla bu sempati antipatiye dönüştü ya neyse hadi onu da geçelim-ve bu takımda futbol oynamış, siyasi kimliği şehre tamamen uygun, kendi başarısını bile ilahi güçlerle açıklayan, genç, hedefleri olan, vicdani tarafımızı okşamayı gözü yaşlı ifadelerle başarabilen ama Allah var hakkını yemeden iyi bir motivasyonla ve kuşkusuz planlı bir çalışmayla çok önemli başarılar yakalayıp ezber bozan tanıdık bir ismi getirmeyi düşünüyorlardır... Evet, bu isim BÜLENT UYGUN..
Olmaz olmaz demeyin bal gibi olur... Hem Ünal ağabeyi de var takımda üç hilalli... Daha ne olsun, ballı kaymak olur. Hadi şeytanın avukatlığını yapalım; Sadri başkan ülkeyi ve Trabzon’un futbol yapısını bilen Ünal’la kafa kafaya vererek bunları konuşmuş olamaz mı? Onun için belki de bu topraklara gelen en efendi ve işini en iyi yapmaya çalışan bir hocaya gazeteciler arcılığıyla ‘’Bana değil ona sorun’’ diyerek bir mesaj göndermiş olamaz mı? Lucescu gelmeyeceğine, Şenol Güneş de şampiyonluğa koştuğu için takımını bırakmayacağına göre bu ikili, bu alternatifi düşünerek plan yapmış olamazlar mı? Gerçekleşme olasılığı bir hayli güçlü bir kurmaca bu... Ama olur... Kimse de sesini çıkarmaz... Taraftarların ezici çoğunluğu arasında kabul görür bu öneri. Bir tek benim gibi Ünal’ı takımın başında hiç kabullenememiş taraftarlar, Bülent’in uygunluğu hiç kabullenemez... Bu sağcılaşmaya yüreğimiz artık hiç dayanmaz. -hangi takım öyle değil ki diyeceksiniz ama insanın başına gelme olasılığı yüksek olunca bünyedeki hissiyatın tarifi mümkün olmuyor- Evet, yapacak bir şeyimiz yok... Taraftarlığın askıya alınmasından kanal üyeliğinin iptaline kadar ancak gidebilir bu çaresiz protesto. İşte tam da burada "asıl siz plan yapmayın" diyesim geliyor, bu abluka dağılır diyesim geliyor ama ne yanımda Dobi Hasan’lar var ne Kemal’ler ne Şenol’lar ne de Turgay’lar... Sanki diyorum bu topraklarda futbola hiç bu kadar siyaset bulaşmamıştı... Futbolcular ve teknik adamlar hiç bu kadar futbolculuğundan çok siyasetçiliği ile konuşulmamıştı. Ben o eski, kimin ne düşündüğünü bilmediğim hiç de sorgulama gereği duymadığım ama hep sevdiğim çocukluğumun kahramanlarını arıyorum... Tuncay’ı, Kadir'i, Necati'yi, İskender'i, Soner'i, diğerlerini... Biliyorum, bulamayacağım... Benimki de saf bir çocuk düşlemesi... Varsın olsun... Umut işte...
Etiketler: TRABZONSPOR, YORUM 0 yorum
Blog Arşivi
-
▼
2009
(245)
- ► 11/08 - 11/15 (6)
- ► 10/11 - 10/18 (4)
-
►
09/13 - 09/20
(8)
- Dünya Kupası ve umut..
- Bolivyalı futbolcular 'grevde'
- Bursa diyarında bir Marksist futbolcu: Ivan Ergiç....
- Komedi: Ankaraspor küme düşürüldü.
- 'Akılsız ve kötü niyetli!'
- Yılların kartalı İnönü'de..
- Liverpool'un yeni forma sponsoru ve formaların ruh...
- Bir kafa şişirme sanatı olarak futbol spikerliği.....
-
►
09/06 - 09/13
(12)
- Ne Adebayor ne de Arsenal..
- Ankaraspor'a ceza: Federasyon kimi kandırıyor?
- Naklen yayında bölme hesabı..
- Halk yine mağlup..
- AKP'nin futbol iktidarı..
- Arjantin'le dalga geçmek..
- Oyundan atılan..
- Domonech'in sırrı..
- Dünyanın en iyisi ve en çok eleştirileni.
- Weah'a kısmet olmayan bir ilk..
- Bir dünya yıldızı mı istemiştiniz?
- Annenin hem futbol hem de çocuk aşkı..
- ► 08/30 - 09/06 (7)
-
►
08/23 - 08/30
(9)
- Weah mı Sirleaf mı?
- Yüzyıllık öykü: West Ham-Milwall..
- Gökkuşağının altından geçenler..
- Süper Lig-3: Göze batan isimler..
- Kızılyıldız'a adanmış bir hayat..
- Euro 2016: Fransa'nın tanıtımları ve Türkiye'nin a...
- Futbola laiklik açılımı..
- Arsenal sevgisi..
- Erkek egemen yeşil sahalara kadın sesiyle müdahale...
- ► 08/09 - 08/16 (7)
- ► 08/02 - 08/09 (8)
- ► 07/26 - 08/02 (1)
- ► 06/21 - 06/28 (3)
- ► 06/14 - 06/21 (5)
- ► 06/07 - 06/14 (8)
- ► 05/31 - 06/07 (3)
- ► 05/24 - 05/31 (6)
- ► 05/17 - 05/24 (7)
- ► 05/10 - 05/17 (11)
- ► 05/03 - 05/10 (4)
- ► 04/26 - 05/03 (10)
- ► 04/19 - 04/26 (22)
- ► 04/12 - 04/19 (11)
- ► 04/05 - 04/12 (14)
- ► 03/29 - 04/05 (11)
- ► 03/22 - 03/29 (6)
- ► 03/08 - 03/15 (20)
- ► 03/01 - 03/08 (6)
- ► 02/22 - 03/01 (8)
- ► 02/08 - 02/15 (2)
- ► 01/18 - 01/25 (1)
- ► 01/11 - 01/18 (3)
- ► 01/04 - 01/11 (13)
-
►
2008
(206)
- ► 12/28 - 01/04 (18)
- ► 12/21 - 12/28 (20)
- ► 12/14 - 12/21 (9)
- ► 12/07 - 12/14 (28)
- ► 11/30 - 12/07 (16)
- ► 11/23 - 11/30 (26)
- ► 11/16 - 11/23 (31)
- ► 11/09 - 11/16 (18)
- ► 11/02 - 11/09 (24)
- ► 10/26 - 11/02 (16)
Etiketler
- A2 LİGİ (1)
- ADANA DEMİRSPOR (3)
- ADEBAYOR (2)
- ADRIAN MUTU (1)
- AFRİKA (1)
- AFRİKA ULUSLAR KUPASI (1)
- AGUERO (1)
- ALEX FERGUSON (5)
- ALEXİS (3)
- ALMANYA (1)
- AMAURİ (1)
- ANCELOTTİ (1)
- ANELKA (1)
- ANKARAGÜCÜ (4)
- ANKARASPOR (2)
- ARDA TURAN (2)
- ARJANTİN (8)
- ARSENAL (11)
- ASENA ÖZKAN (1)
- ATHLETIC BILBAO (13)
- ATLETİCO MADRİD (1)
- AZ ALKMAAR (1)
- AZERBAYCAN (1)
- BALLACK (1)
- BANK ASYA BİRİNCİ LİG (1)
- BANU K. YELKOVAN (3)
- BARCELONA (21)
- BATI TİMOR (1)
- BATİSTUTA (1)
- BAYERN MÜNİH (5)
- BAĞIŞ ERTEN (1)
- BECKHAM (4)
- BENZEMA (1)
- BEŞİKTAŞ (4)
- BLATTER (1)
- BOBBY MOORE (2)
- BOCA JUNİORS (1)
- BOSİNGWA (1)
- BREZİLYA (3)
- BUNDESLİGA (5)
- BURSASPOR (1)
- CANNAVARO (1)
- CANTONA (2)
- CASİLLAS (1)
- CASSANO (1)
- CELTIC (2)
- CHELSEA (14)
- CRİSTİANO RONALDO (4)
- CSKA SOFIA (1)
- DAVID VILLA (1)
- DEL PİERO (2)
- DİN (1)
- DİNAMO MESKEN (2)
- DİYARBAKIRSPOR (2)
- DOMONECH (1)
- DROGBA (1)
- DÜNYA (211)
- EFKAN BUCAK (2)
- EL CLASİCO (2)
- ENDÜSTRİYEL FUTBOL (19)
- ERAY ÖZER (1)
- ERKAN GOLOĞLU (2)
- ERSUN YANAL (1)
- ESKİŞEHİR DEMİRSPOR (1)
- ESKİŞEHİRSPOR (4)
- ESTUDIANTES (1)
- ETOO (4)
- EURO 2012 (1)
- EURO 2016 (1)
- EXTEBERRIA (2)
- FENERBAHÇE (6)
- FIRAT TOPAL (1)
- FRANSA KUPASI (1)
- FUTBOL (7)
- FUTBOL SEVGİSİ (9)
- FUTBOLCU (76)
- GALATASARAY (7)
- GENÇLERBİRLİĞİ (1)
- GEORGE BEST (1)
- GERRARD (1)
- GİGGS (1)
- GOL SONRASI (3)
- GRAFİTE (2)
- GUARDIOLA (2)
- GÖKHAN İNLER (1)
- GÖZTEPE (1)
- GÜNEY AFRİKA 2010 (5)
- HAKEMLER (4)
- HERTHA BERLİN (1)
- HEYNCKES (1)
- HİGHBURY (1)
- HOFFENHEIM (2)
- HULL CITY (1)
- IBISEVIC (1)
- İBRAHİM ALTINSAY (12)
- INIESTA (1)
- INTER (4)
- INZAGHI (2)
- IRKÇILIK (2)
- İTALYA (2)
- IVAN ERGİÇ (1)
- JOHN DELAP (1)
- JOHN TERRY (1)
- JOSICO (1)
- JUVENTUS (6)
- KADIN (1)
- KAKA (1)
- KALECİLER (1)
- KUZEY KORE (2)
- KÜBA (1)
- LIEGE (1)
- LİVERPOOL (6)
- LİVORNO (9)
- LLORENTE (2)
- LUBOS MICHEL (1)
- LYON (1)
- MAGATH (1)
- MALATYA DEMİRSPOR (1)
- MALDİNİ (1)
- MANCHESTER CİTY (4)
- MANCHESTER UNITED (13)
- Maradona (8)
- MARDİNSPOR (1)
- MEHMET TOPUZ (1)
- MESSİ (5)
- MESUT ÖZİL (2)
- MİDDLESBROUGH (2)
- MİLAN (11)
- MOURİNHO (5)
- NASRİ (1)
- NEWCASTLE UNITED (1)
- OLYMPİAKOS (1)
- ORTEGA (1)
- PALACIOS (1)
- PANATHİNAİKOS (1)
- PARAGUAY (1)
- PATO (1)
- PELE (1)
- PODOLSKİ (1)
- POLİTİK FUTBOL (34)
- POPÜLER KÜLTÜR VE FUTBOL (3)
- PORTEKİZ (1)
- PORTO (2)
- PORTSMOUTH (1)
- PREMİER LİG (2)
- PUYOL (1)
- RAMOS (1)
- RANGERS (2)
- RANİERİ (1)
- RAUL (1)
- REAL BETİS (1)
- REAL MADRİD (6)
- REDKNAPP (1)
- REZERV LİG (1)
- RİBERY (2)
- RİQUELME (1)
- ROBBİE KEANE (1)
- ROBİNHO (1)
- ROGERIO CENI (1)
- ROMA (3)
- RONALDİNHO (1)
- RONALDO (1)
- ROONEY (1)
- ROTASYON (1)
- RUBİN KAZAN (1)
- SAKARYASPOR (1)
- SALAS (1)
- SAO PAULO (1)
- SCHALKE (1)
- SCOLARİ (2)
- SEDAT BALKANLI (1)
- SERDAR SAĞLAM (2)
- SEZER BADUR (1)
- SHAKTAR DONETSK (1)
- SHEARER (2)
- SİNAN ALAAĞAÇ (1)
- SİNAN ÖREN (1)
- SİVASSPOR (5)
- ST.PAULİ (8)
- SÜPERLİG (5)
- TAN MORGÜL (1)
- TANIL BORA (10)
- TARAFTAR (11)
- TATANGALAR (2)
- TERİM (1)
- THOMAS DOLL (1)
- TOTTENHAM (4)
- TRABZONSPOR (4)
- TUGAY KERİMOĞLU (2)
- TUNCAY ŞANLI (8)
- TÜRKİYE (50)
- UDINESE (1)
- UEFA (1)
- UĞUR VARDAN (2)
- VAN BASTEN (1)
- VİETNAM (1)
- VİLLAREAL (1)
- VOLKAN BABACAN (1)
- WEAH (2)
- WERDER BREMEN (1)
- WEST HAM (3)
- WİGAN (1)
- WOLFSBURG (3)
- YORUM (45)
- ZAKİ (2)
- ZOLA (3)
- ÇARŞI (2)
- ÇATALAĞZI DEMİRSPOR (1)
- ÇİN (2)
- ÜMİT ÖZAT (1)
- ŞAMPİYONLAR LİGİ (16)
Kitaplık
"Gürbüz ve Yavuz Evlatlar"
"Olaylar, Sağbekin Lahana Dolmasını Yemesiyle Başladı"
Adana'ya Kar Yağmış
Anadolu Yıldızı Eskişehirspor
Bu Maçı Alıcaz
Çünkü Biz Ankaragüçlüyüz!..
Devletin Rantı Deniz...
Dünya Kupası
Felaket Henry'nin Futbol Tutkusu
Futbol ! Bir Aşk...
Futbol ve Kültürü
Futbolun Ölümü
Hatice'ye Mektuplar
İnadına Göztepe
İşte Böyle Bir Şey
Kârhanede Romantizm
Kesin Ofsayt
Piknikte Dömivole
Pop Dedik
Sanki Viran Ankara
Santrforun Rüyası
Söyleyince Yine Ben Kötü Oluyorum
Takımdan Ayrı Düz Koşu
Taraftarın Senle
Trabzonspor
Tribün Cemaatinin Öfkesi
Adana Demirspor kulübü başkanı Bekir Çınar: '"Irkçılığa, endüstriyel futbola karşı olduğu için Livorno'yu davet ettik. Livorno da Adana Demirspor gibi işçi kökenli bir takım. Taraftarlarımız yıllardır İnternet vasıtasıyla görüşüyorlardı. İlk tercihimiz bizim gibi demiryolu işçileri tarafından kurulmuş olan Bulgaristan'dan Levski Sofya'ydı ama programları yoğun olduğu için gelemediler. Biz de bunun üzerine taraftarlarımızın isteğiyle Livorno'ya teklif götürdük. Onlar da kabul ettiler. Maçın rövanşını İtalya'da yapmayı düşünüyoruz. Karşılıklı dostluğu, kardeşliği pekiştirmek istiyoruz. Çünkü iki kulübünde kökleri işçilerden ve mücadelelerinden geliyor.'
Bilet kuyruğu..
Arjantin-Brezilya maçı biletleri için kamp kuran pardon bir gün öncesinden kuyruğa giren Arjantinli futbol sevdalıları yağmura inat bekliyorlar.
Futbolcuların adlarının numaraların altına alınmasının garipliği süredursun Beşiktaş üst kısma diğer takımlar gibi reklam almadı ve Kızılay'ın adını ve logosunu koydu. Demirören yönetiminin bir elin parmaklarını geçmeyecek iyi icraatlarından biri.
'Florya'da petrol..'
'Transfere parayı nasıl buluyorlar bilemem. Herhalde bizden sonra Florya'da petrol bulundu.' Eski futbolcu yeni tv yorumcusu (TrtTürk) Hasan Şaş, eski takımının mali durumunu sorguluyor.
Genç kayıp: Daniel Jarque
Espanyol'un genç kaptanı (26) Daniel Jarque Gonzalez kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Jarque, takımının İtalya kampındaydı. Jarque kariyeri boyunca Espanyol'da oynadı.
Tribün
-
Toprağın Bol Olsun Veli Amca... - Ankaragücü şu günlerde gram gram tarumar edilirken; Yaşayan en Büyük değerini kaybetti. 100 yıllık tarihi de yanına almıştır umarım Veli amca, zira burda ...5 saat önce
-
Aynı Nakarat - Bu akşam müthiş bir basketbol karşılaşması seyretti sporseverler. Galatasaray ile Fenerbahçe bu sefer parkelerde karşı karşıya gelmişlerdi. Galatasaray’...7 saat önce
-
-
Hayd Park Köşemiz ‘BASIN’CA - Selçuk Yula : ( FotoMaç – 4 Kasım 2009 ) Penaltı gibi penaltı… Hakan Balta olayı ise tam bir facia. Emre’nin " Kendisinin de söylediği gibi " sadece bir...8 saat önce
-
HER TÜRK TEKNİK DİREKTÖR DOĞAR!.. - Özel olarak Millwall taraftarı falan değilim, bilakis taraftar lideri Türk olsa da zaman zaman ırkçılıkla itham edildikleri için çok da sevdiğim bir tak...9 saat önce
-
-
ALLAH'A EMANET - 2006 yılındaki Beşiktaş-Ankaragücü maçı öncesinden bir kare. İki tarafın husumeti-malesef- aşikar. Ankaragücü taraftarı otobüslerle İnönü'ye geliyor. Tabi...16 saat önce
-
-
-
ankaragücüne dair ve gökçek familyası - soyle bir terslik var, bu gökçek tayfası futbolu da siyaset gibi gorduler. daha az ciddi, insanlarin cok konusup yaptirimda bulunamadigi, ciddiye alinmayan...3 gün önce
-
12. haftaya bakış - Broos’un çift forvetli golü düşünen takımının karşısında Denizli’nin bu sezon ilk kez izlediğimiz 4-1-4-1 formasyonlu, orta sahası kuvvetli takımı vardı. ...5 gün önce
-
Bir Ülke Nasıl Manyak Olur? - Sabır.... Sabır..... Sabır..... Resmen manyak olduk. Bir domuz gribidir, bir GDO'dur almış başını gidiyor. Bu ülkenin vatandaşı aç mıdır, bu ülkenin haber...1 hafta önce
-
Ne kadar umutsuz olursak o kadar iyi - Tarihe ışık tutan dizilerde solu sempatik gösterir gibi görünürken ince ince umutsuzluk pompalanması alıştıgımız bir durum. "Romantik ve “aykırı” bazı erk...1 hafta önce
-
Up - yaklasik bir ay evvel babam kalp krizi geçirmişti. bir istanbul gezisinde, annemle beraber, yanında sadece annem varken. gelme dediler yanimiza iyiyiz biz...2 hafta önce
-



