İşte bu fotoğraflarda 'Vefa' var..
Hollandalı muhterem usta Hans van der Meer, futbol fotoğrafçılığındaki bu çizgiyi inceltenlerden biri. 1995’ten itibaren Avrupa’nın ücralarında gezip futbol sahalarını ve amatör müsabakaları görüntüledi. Eserini ilkin 2006’da ‘Futbol sahası olarak Avrupa: Futbol Amatörlerinin Coğrafyaları’ adıyla kitaplaştırdı. Üstadı, ODTÜ’den Özgehan Şenyuva’yla beraber, mayısta Paris’te tebliğ sunduğumuz bir kolokyumda dinleme fırsatı bulmuştuk. Eskiden, tribünde mevzilenip, taktik dizilişi veya bir atağın jeostratejik akışını gösteren geniş açılı fotoğraflar çektiğini anlattı. Sonra, Şampiyonlar Ligi’nin katı protokolü, fotoğrafçıların belirli mevzilere mahkûm edilmesi, değişen estetik beklentiler falan, sıtkının sıyrılmasına yol açmış. “Şampiyonlar Ligi’niz sizin olsun” deyip, futbolun otantikliğin koruduğu sahalara vurmuş kendini.
Van der Meer’in karelerinde, şu dünyanın rengârenk peyzajlarını hevesleriyle şenlendiren futbol amatörlerini görürsünüz. Allah’ın unuttuğu yerlerde, top peşinde dünyayı unutmuş tipler görürsünüz. Deniz kenarında siesta saatinde bir toprak sahayı tozutan orta yaşlılar; masmavi göğün altında, yemyeşil çayırların ortasında taç atmak üzere belinin izin verdiği kadar gerilmiş göbekli bir amca; pastel cümbüşü bir güdük korulukta, dereye kaçmış topa bakıp kara kara düşünen bir kaleci...
UEFA yerine ‘Vefa’ peşinde
İşte Burcu Göknar’ın çalışması (‘Vefa’-Fotoğrafevi), futbol fotoğrafçılığının bu avangard ve biraz da protest ekolüne dünya kalitesinde bir yerli katkıdır. Gerek estetik gerek anlam açısından, eksiği yok fazlası var. Büyük futbol gezgini Simon Kuper’in kitaba yazdığı yazıya koyduğu başlık, Burcu Göknar’ın tavrını özetliyor: ‘UEFA yerine Vefa’nın peşinde’. Endüstriyel futbolun estetizasyonu yerine, sosyal gerçekçi estetik de diyebiliriz. Kıvanç Koçak da yazısında, ‘marjinal’ takımlara bağlılığın değerinden söz etmiş. Böylesi eziyetli sevdalara Vefa’dan güzel örnek mi olur? Ne olsa, adı bir erdemin yitikliğine mecaz olmuş bir semt burası: Vefa. 1974’te 1. Ligden, 1987’de 2. Ligden düştükten sonra belini doğrultamayan Vefa, 1994’ten beri (1998-2000’deki 3. Lig arası hariç) amatör kümede çile dolduruyor. (Yeri gelmişken, bu yeşil-beyaz antik eserin standart il-ilçe takımı ismiyle ‘Vefaspor’ diye anılıp harcıâlemleştirilmesine ısınamadığımı not edeyim.) 2007/08’de yekindiler ama 3. (profesyonel) ligin kapısından dönüp hüsrana gömüldüler. Kitaptaki fotoğraflar, o hüsran sezonunu da içeren 2008/09 yıllarında çekilmiş. Elimizden tutup, futbol âleminin izbelerinde gezdiriyor bizi. İğreti kulüp mekânları, köhne otel odaları, masaya serilen gazete kâğıdı üzerinde peynir ekmekle maç yemeği, salaş tribünler, batak sahalar. Mahrumiyet.
Örs ve Taşçıoğlu’na ithafen
Kapanış fotoğrafı: Profesyonelliğe terfi umudunu bitiren bir finalin ardından, takımın kaptanı, boynunda bir mağlubiyet madalyası, elinde nafile bir 2.’lik kupası, başı önde, bozuk kaldırımlı bozuk drenajlı bir kenar sokakta pet şişelerin yüzdüğü su birikintilerinin yanından, yürüyor. Hüzün. Burcu Göknar’ın acı tabiriyle ‘marazî romantizmin’ kör ışığı, ebedî bir loşluk veriyor fotoğraflara. Unutmayın ki marazî romantizmin kaynağında temiz bir sevda, hesapsız bağlılık var. Güngörmüş emektar taraftarların, Vefa’ya asla vefasızlık etmeyen kıranta beyefendilerin yüksek sadakati... Onları tribünde (tabii kravatlı ceketli) vahlanırken, gözleri umut dolu, torunu yaşındaki futbolcunun elinden tutmuş ‘aslanım’ diye moral verirken, fakirlikten bir yıl gecikmeli yapılan 100. yıl gecesine erkenden gelmiş muayenehanede sıra bekler gibi fuayede otururken görebilirsiniz. Nejdet Örs, Melkon Taşçıoğlu... Kitap onlara ithaf edilmiş. Eski Türk filmlerinin (marazîliğini bilerek hep dokunan) romantizmini mi görürsünüz Burcu Göknar’ın Vefa’sında? Yoksa ‘yüksek’ futbolun janjanlı dekorunun berisindeki halk futbolunun otantizmine sosyal gerçekçi bir bakış mı görürsünüz? Veya, iyice mütevazı, futbol folkloru tarama sözlüğümüze bir katkı?
Radikal/03-08-2010
Post a Comment